img-20161211-wa0011Merhaba! Bize biraz kendinizden bahsedebilir misiniz?

Merhaba! Ben, Halit ÇAM. 8.09.1950 yılında Beyoğlu /Kasımpaşa’da doğdum ve Kasımpaşa’ lı olmakla da övünürüm. Kasımpaşa yaşayan insanların dayanışma ve yardımlaşma anlayışı içinde pekişmiş olduğu bir semttir. Tersane çalışanlarının, subay, astsubay devlet memurları ve esnaf mensublarının  ikamet ettiği bir muhittir. Kasımpaşa’nın yürüyüş mesafesinde 1-2 km yukarısı Galatasaray semti, Beyoğlu İstiklal Caddesi ve Taksim’dir. Bu semtlerde de daha farklı bir ortam vardır. Karakterim ve sosyal davranış biçimim bu dayanışma ve yardımlaşmanın yoğun olduğu komşuluk ilişkileri ve de  zamanın çağdaş sosyal yaşamı içinde yoğruldu.  Büyük, üç katlı, avlulu bir evde yaşıyorduk dedem ninem ve halam ile birlikte. Arnavut kökenliyiz dedem 1908’lerde İstanbul’a  yerleşmiş, Arnavutlukta da evleri  ve geniş toprakları varmış. O tarihlerde Arnavutluk Osmanlı toprakları içinde idi. Dedem Arnavutluğun güney bölgesindeki Vagalat köyünün ve  ovasının sahibi, Firuz ağa idi. 1944 yılına kadar Arnavutluğa gider gelirmiş. Babam İstanbul’ da  doğmuş.  Annem Arnavutluktan gelin gelmiş. Babam  ilkokul-ortaokul-lise’yi  İtalyan mekteplerinde okumuş. Ben 8-9 yaşında iken Göztepe’deki  bahçeli iki katlı müstakil olan evimize taşındık.  Annem ben 10 yaşımda iken çok genç yaşta vefat etti.  Çocukluk dönemimde okuyacağım ve hep “güçlü olacağım, zayıf ve mağdur olanları koruyacağım” derdim. Mahallede elimden gelen her şeyde,  insanlara yardımcı olurdum. Böyle eğitildik. Hedefim hep doğrudan yana olarak insana hakkın verdiği hakkı yok sayan, gasp eden ve sömüren güce karşı dik durmak oldu.

Annem bana hamileyken hep Eyüp Sultan’ı ziyaret edermiş. Ziyarete gittiğinde de eğer erkek çocuğum olursa sana hep ziyarete getireceğim diye dua edermiş. Ben kendimi bildim bileli annem kandillerde, bayram arifelerinde, bütün kutsal günlerde Eyüp Sultan Hz’ne götürürdü. Eyüp sultan hazretlerini ziyaret eder, cami girişindeki imamlara okutur, dualarımızı eder, horozumuzu keser fakirlere verir eve dönerdik vapurla( haliç içinde Hasköy-Kasımpaşa-Kağıthane- Ayvansaray- Eyüp arası çalışan küçük vapurlar vardı). Eyüp Sultan hazretlerinin adı “Halid bin Zeyd Ebu Eyyüb el-Ensari “dir. Halid bin Zeyd Ebu Eyyüb el-Ensari’nin 2 erkek ve 1 kız çocuğu varmış. Erkek çocuklarının adı; Halit, Muhammed ve kız çocuğunun adı Ümra’dır. O yüzden benim adımı da Halit koymuşlar.  Eyüp adı ağır gelir diye koymamışlar ama göbek adımı Eyüp koymuşlar. Rahmetli annem herkese doktor olacak, benim akıllı oğlum diye, başımı ovalar öperdi. Yüce Rabbim melek annemin dileklerini nasip kıldı, okudum ve doktor oldum.

Şimdiye kadar doktorluğun bana sağlamış olduğu imkanları hiçbir zaman şahsi menfaatlerim yönünde, maddi imkanlar sağlamak için kullanmadım. Anabilim dalı içindeki “Çocuk Acil Ünitesi”nin formasyonunu ve “Çocuk Yoğun Bakım Ünitesini” nin yoktan varolmasını kendi gayretlerimle sağladım. Her zaman için  talebelerime tavsiyem şudur;  Yaratan, bir insana okuma imkanı şansını  vermiş,  doktor olmayı nasip ettirdi ise, bunun bir emanet olduğunu unutmamak gerekir, bunun idraki içinde  görevimizi ifa edelim derim .  Bu lütuf dan nasibini alamamış, bu şansa sahip olamayan fakir, fukara, mezrada yaşayan kişilere de elimizi uzatabildiğimiz kadar uzatalım diye öğütlerde bulunurum sık sık.                                                                               

İhtisas bittikten sonra evlendim,  iki tane kızım var. Onlara da her zaman söylerim doğru ve dürüst olun, vicdanlı olun, olmayana vermeyi ve paylaşmayı bilin, bilmeyene öğretin, kurnaz olmayın, karşınızdakini enayi yerine koyma gafletinde bulunmayın diye. Paylaşarak hiçbir zaman güç kaybetmezsiniz aksine verdikçe güçlenirsin derim. İnsanları güçlü kılan para değil birlikte yaşadığı dostlarıdır. Paraya hiçbir zaman değer vermeyin, etrafınızdaki her canlıya, herkese saygı gösterin şeklinde öğütlerde bulunurum.

Kızlarımız bilhassa okumalı, bilgili olmalı. Çok okumalıyız, ne kadar bilgi sahibi olursak edindiğimiz bilgileri bir o kadar irdeleme şansı buluyoruz. Elde edeceğimiz bilgileri karşıt bilgilerle doğrulamalıyız. Böylece bilgilerin kesiştiği noktaların doğruluğundan emin olabiliriz. Velhasıl kelam kızlarımız okumalı. Üniversiteye başlayan ve yüksek öğrenimlerini devam ettiren çocuklarımızın özgüvenleri daha da artıyor, tartışabilecek hoşgörüleri ve sosyal kişilikleri gelişiyor.

Eğitim hayatıma gelecek olursak; Haydarpaşa Lisesi mezunuyum. Sonra Cerrahpaşa Tıp Fakültesine girdim. O zaman mühendislik imtihanları farklıydı. Makine veya inşaat mühendis olmak istiyordum.  Babam, annen doktor olmanı çok isterdi deyince, doktorluğu seçtim.  Ondan sonra Allah yürü kulum dedi geldik buralara. Uzmanlık ihtisasımı Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim dalında yaptıktan sonra askere gittim. Çorlu Asker Hastanesinde 16 ay yedek subay olarak askerlik görevimi yerine getirdim. Zorunlu görev olarak Muğla/Fethiye devlet hastanesinde 3 sene hizmet verdim.  Mecburi hizmet görevim bittikten sonra, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları anabilim dalında başasistanlık görevine başladım.  

Bir gün Prof.Dr.Lamia Ulukutlu hocam beni odasına çağırdı, ”Halit bey; yeni bilim dalları açılıyor,  “Yeni Doğan, Nefroloji, Gastroenteroloji  bilim dalları” dedi.  Ben Yeni Doğan’ı tercih ettim. “Hacettepe’ye gider misin?” dedi. Giderim dedim. Hacettepe Çocuk Hastanesi yenidoğan bilim dalında 3 ay rotasyon görevinde bulundum. Daha sonra ABD de N.Y.U Medical Center Yenidoğan Yoğun Bakım ünitesinde 18 ay observer olarak çalıştım. Şimdi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, “Pediatrik Yoğun Bakım Bilim Dalı” ve “Çocuk Acil Bilim Dalı” başkanı olarak görev yapmaktayım   

Bölümünüz hakkında bilgi sahibi olmayanlar için biraz okuduğunuz bölümden bahsedebilir misiniz?

Annem 1961 yılında Şişli Etfal hastanesinde vefat etti. Safra kesesi ameliyatından sonra, büyük bir ihtimalle ameliyat sonrası gelişen sepsis ve septik şok sonucu vefat etmiş. Şimdiki zaman ile 60 sene öncesini karşılaştırırsak, olmaması gereken bir sonuç.  Takdiri ilahi diyelim. Bende içgüdüsel olarak etkinliğimi çocuk yoğun bakım ve çocuk acile yönlendirdim.  Arnavut sülalesi olarak çocukları çok severiz ve aile yaşamına çok değer veririz. Çocuk hastalıklarını seçmemin ağırlık noktası budur. Çocuk yoğun bakım ve çocuk acil bilim dalları, Türkiye’de son 10 yıldır bizlerin gayretleri ile oluşturulmuş bir bilim dalları. Bu bölümler meşakkat isteyen, zor bölümlerdir.  Elimizden geldiği kadar en iyi bir şekilde asistan ve uzman yetiştirmek asli görevimiz. Her görevin hedef odak noktası insana hizmettir.   Ama doktorluk öyle bir meslek ki insanın en kıymetlisi olan sağlığı ile ilişkili olan bir meslektir. Ben de diyorum ki doktorlar öyle bir insani erdeme sahip olsun ki kendisine gelen insanları sağlıkları konusunda suistimal etmesin. O insanları zayıf durumlarında maddi çıkarlar doğrultusunda suiistimal etmesin. Doktorlukta erdemli davranmak, doktoru hekim kılar.

Bölümüzü tercih etmenizin özel bir sebebi var mıydı? Ve verdiğiniz karardan hiç pişman olduğunuz oldu mu?

Annemin vasiyeti üzerine bu mesleği tercih ettim. Verdiğim karardan hiçbir zaman pişman olmadım.

Okuduğunuz bölümün size göre olumlu ve olumsuz yönleri nelerdir?

Olumsuz yönü olarak kişiye göre sadece mesai saatleri sıkıntısı var o kadar.

Mesleğinize dair bir anınızı paylaşır mısınız?img-20161211-wa0012

Fethiye Devlet hastanesinde çalışıyorum. Nöbeti devri aldım. Motorsiklet kazası geçirmiş birkaç hasta serviste yatıyor. Teslim ettiler bana saat 17.00- 18.00 gibi. Baktım çocuğun kafası sarılı ama sargı kanlar içerisinde ve temiz değil. Motor duvara çarpmış, çocukta motordan uçmuş kafasını duvara vurmuş. Kafasının derisi kalkmış, bunu dikmişler sonra ben çocuğu aldım. Müdahale edilen yara bölgesi çok kirli idi, yeteri kadar aseptik çalışılmamış, dikişleri söktüm, yaranın içerisi kum doluydu, izotonik solüsyon ile yara bölgesini iyice yıkayıp debride ettikten sonra temiz bir dikiş atıp, tertemiz sargıladım. Temiz çamaşırlar getirin dedim. Çocuğu temizledik. Tabi çocuğum tüm görünümü değişti. Ondan sonra saat 23.00- 24.00 gibi işim bitti tabi yemek filan daha yiyemedim. Çocuğun dayısı öğretmenmiş , “Doktor bey” dedi“  Allah razı olsun saatlerce yeğenimle uğraştınız, aç kaldınız bir şey yiyemediniz, ne yemek istersiniz? diye. Bende şakayla karışık ciğer isterim dedim. Gitti ciğerciği bulmuş tanıdıkları imiş, dükkanı açtırmış, yaprak ciğer yaptırmış. Getirdi afiyetle yedik. Aylar sonra İstanbul’a izinli olarak 2-3 günlüğüne gidip Fethiye ye döndükten sonra otomobil kazası geçirdim. Bir arkadaş kullanıyordu arabayı. Ölü Denizden geliyorduk. Önümüzde arı yüklü kamyon yolu ortalamış rampa çıkıyordu. Araba ile kamyon birbirine girmiş hatırlamıyorum. Neyse biz kurtulduk. Tabi “İstanbullu öldü ” demişler. Bana İstanbullu derlerdi. İyileştikten sonra tekrar Fethiye devlet hastanesine göreve döndüm.  Eczacı arkadaşımın eczanesinde oturuyorum.  Motorsiklet kazası geçiren çocuğun dayısı eczaneye girdi, arkası bana dönüktü beni görmedi. Eczacıyla konuşuyor. Eczacıya “Ya diyor, İstanbulluya yazık oldu” “Allah rahmet eylesin benim yeğenimle çok uğraşmıştı, çok dua etmiştik kendisine dedi ” dedi. Eczacı “Ya arkana bir bak kim var burada  ” dedi. Bir döndü arkasını beni görünce. Doktorcuğum nasıl oldu bu  , “mezardan annem çıksa bu kadar sevinirdim” dedi. Tekrar teşekkür etti bana. Bu da böyle bir anım. Hiçbir zaman unutmayalım hayır dualar insanı huzurlu kılar ve yaşamda tutar.

Bölümünüzün iş olanaklarından biraz bahsedebilir misiniz?

Doktorluk mesleği iş olanakları açısından önü açık bir meslek. Sağlık sektörünün tamamının önü açık.

İstanbul Üniversitesinde okudunuz. Peki İstanbul sizce üniversite öğrencileri için uygun bir şehir mi?

İstanbul şehri öğrenciler için pahalı fakat sosyal yaşamında görgü ve artılar sağlayabilecek yaşanılabilir bir şehir. Sosyal eğitim de yaşamın tamamlayıcı bir başka parçası.

Bu mesleği seçecek kişiler için tavsiyeleriniz nelerdir?    

Yüksek lisanslarınızı ve imkan dahilin de doktoralarınızı mutlaka yapın. Yani kendinizi farklı özellikli kılın. Kendinize danışılır olabilir bir statü oluşturun. Özel olarak danışılması gereken kişi olun.

Herkesin fikirlerine saygı gösterin, bilgiyi birden çok yerden araştırın, az bir bilgiyle yetinmeyin.

Doğruluk,  dürüstlük ve adil olmak gibi insani erdemlere önem verin.

Bu meslek maddi ve manevi olarak beklentilerinizi karşılıyor mu?

İnsanın beklenti sınırlarını kendi hırsı tayin ediyor. Hırsı sadece mesleğimi en iyi şekilde icra etme amaçlı kullanırım. Bilgiye ulaşırken, yaratırken severim. Para kazanmaya yönelik bir hırsım yoktur. Bu meslek beklentilerimiz karşılıyor mu kesinlikle karşılıyor.

Bu mesleği seçerken çevrenizden tavsiyeler aldınız mı?

Hayır. Annemin vasiyeti üzerine bu mesleği tercih ettim.

Son olarak söylemek istediğiniz bir şeyler var mı?

Son olarak öğrencilere; siz kişisel olarak ne kadar mutlu olmak istiyorsanız, diğer kişilerinde mutlu olmasına olanak sağlayacak kısmetlerinin önüne geçmeyin. Bir insanın istikbali ile oynamayın, hakkını gasp etmeyin. Gücünüzü katkı sağlayacak şekilde kullanın. İnsanlara cömert davranarak onları cezalandırın. Bu ömür bir gün sona erecek, “ yaşamımızda nasıl nefes aldı isek son nefesimizi de öyle vereceğimizi “ unutmamamız gerekiyor. Sevgili gençler yaşamınız boyunca yolunuz açık olsun. Allaha emanet olun.

 


“Halit ÇAM&rdquo hakkında 0 yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer yazılar

İngilizce Öğretmenliği

Mustafa Mücahit YÜREKLİ

Merhaba! Bize birkaç cümle ile kendinizden bahsedebilir misiniz? Merhabalar ismim Mustafa Mücahit Yürekli. İstanbul üniversitesi Mütercim Tercümanlık İngilizce okudum. Daha sonra pedagojik formasyon eğitimi aldım. Öğretmen oldum. Şuan İsmek’te İngilizce usta eğiticisi olarak çalışıyorum. Bu Daha fazlasını oku…

İstanbul Üniversitesi

SAİD DAĞDAŞ

Merhaba ! Bize biraz kendinizden bahsedebilir misiniz? Denizli-Acıpayam-Dodurga’lı bir ailenin çocuğuyum. İlkokulu Dodurga’da bitirip Denizli merkeze indik. Merkez Ortaokulu ve Denizli Lisesini (Ege Bölgesinin ilk liselerinden meşhur Koca Mektep) bitirip 1980 yılında İstanbul’a geldim. Çok Daha fazlasını oku…

Hemşire

GÜLSEREN PEHLİVAN

Merhaba ! Bize biraz kendinizden bahsedebilir misiniz? Ben Gülseren Pehlivan. Evli ve 2 çocuk annesiyim . Çocuklarımdan biri üniversite öğrencisi, diğeri ilköğretimde okuyor. 1995 yılında İstanbul Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu’ndan mezun oldum. 22 yıldır Daha fazlasını oku…