said-dagdasMerhaba ! Bize biraz kendinizden bahsedebilir misiniz?

Denizli-Acıpayam-Dodurga’lı bir ailenin çocuğuyum. İlkokulu Dodurga’da bitirip Denizli merkeze indik. Merkez Ortaokulu ve Denizli Lisesini (Ege Bölgesinin ilk liselerinden meşhur Koca Mektep) bitirip 1980 yılında İstanbul’a geldim. Çok sevdiğim “kimya” dersinden dolayı tercih ettiğim İTÜ Kimya Mühendisliğinde (Ayazağa, Maçka ve Gümüşsuyu’nda) bir yıl okuyup ardından İÜ Orman Fakültesine geçiş yaptım.
27 Mart 1987 tarihinde kamu hayatıma başladım. Mesleki kamuoyunda “araştırıcı” olarak tanınırım. Bisiklete binmeyi çok severim, özendiririm. Bir de baharda daima fidan dikerim. Gördüğüm fidanlara yaz başında aşı yaparım. Bu nedenle yakın mesleki çevremde “bisiklete binen adam”, “aşı yapan adam”, “fidan diken adam” gibi tanımlarla da bilinirim. “Soru sormaktan asla çekinmem.” Bu nedenle çalıştayda, konferansta, sempozyumda konuyla ilişkili ve can alıcı soru sormayı severim. Bu nedenle, hakkımda “soru bankası” tanımını da kullanırlar.
1985’de İÜ Orman Fakültesi-Orman Mühendisliği Bölümünü, 1988 yılında yine İÜ Silvikültür Anabilim Dalında yüksek lisansımı, 2001 yılında KTÜ Fen Bilimleri Enstitüsünde – Silvikültür Anabilim Dalında doktoramı tamamladım.
1994-1998 döneminde TODAİE Kamu Yönetimi Yüksek Lisans Programını tamamladım.
Resmen 2001 yılından beri Başmühendis kadrosunda iken 2014 yılında eşdeğer kadroda bir diğer görevi üstlendim. Halen, Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü-Silvikültür Dairesi Başkanlığında “Orman Bakımı” Şube Müdürüyüm.
Çok sayıda ülkeyi mesleki ve özel amaçla ziyaret ettim.
1993 yılında yedi ay süreyle Hollanda’da yüksek lisans eğitimi aldım.
2006 yılında iki ay süre ile Malezya ve Singapur’da eğitim programına katıldım.
2005-2011 döneminde altı yıl Devlet Planlama Teşkilatında sözleşmeli uzman olarak görev yaptım.
110 civarında mesleki ve Türk kültürü-tarihine yönelik bilimsel makalem yayımlandı.

Bölümünüz hakkında bilgi sahibi olmayanlar için biraz okuduğunuz bölümden bahsedebilir misiniz?

Orman Fakültesi Türkiye’de halen 11 üniversitede faaliyet gösterir.

İlk ve tek Orman Fakültesi 1859 tarihinde İstanbul’da Bahçeköy’de açılmıştır. Halen Sarıyer/Bahçeköy yerleşkesinde üniversite kampüsü şeklindedir.

1971 yılında KTÜ Orman Fakültesi açılmıştır. 1990’lı yıllarda hızla artan orman fakülteleri sebebiyle mesleki doygunluk çok fazladır.

  • Kamu ağırlıklı görev söz konusudur. Son 20 yılda büyükşehir belediyeleri bünyesinde çok ciddi bir orman mühendisi istihdamı da oluşmuştur.
  • Orman ve Su İşleri Bakanlığı ise, en fazla orman mühendisi istihdam edilen Bakanlıktır.
  • Özel sektörü de hızla gelişmektedir. Bilhassa fidanlık tekniği ve piyasaya satış, orman alanlarının planlanması çalışmaları özel sektör eliyle orman mühendisleri tarafından yapılan önemli görevlerdir.

İstanbul, Trabzon, Kastamonu, Çankırı, Bartın, Düzce, İzmir, Isparta, Kahramanmaraş, Artvin, Bursa’da orman fakültesi vardır…

Bölümünüzü tercih etmenizin özel bir sebebi var mıydı? Ve verdiğiniz karardan hiç pişman olduğunuz oldu mu?

Özel sebebi yok. Biraz çocukluğumun izleri ve merakım öne çıktı. Kimya’da okurken sürekli kent yaşamında kalmaktansa doğal ekosistemlerde çalışmak daha güzel olabilir görüşünden hareket ettim. Kimseden de öneri almadım.

 Okuduğunuz bölümün size göre olumlu ve olumsuz yönleri nelerdir?

  • Çok zor meslek.
  • Gecesi – gündüzü, yağmuru-kışı, yerine göre mesai kavramı yoktur.
  • Siyasal ayrışma çok belirgindir. Bu yönü ile çok sevimsizdir.
  • Olumlu yönleri ise olumsuzluklarını telafi eder.
  • Öğreticidir. Hizmetleri kalıcıdır. Zeki orman mühendisleri çok iyi iş çıkarırlar.
  • Bazıları ise zeki de olsa, klasik ve biraz geriden bakarlar. Klasik muhafazakar tipler boldur. Doğru bildiğini asla sorgulamazlar. Yanlışa yanlış demeyi beceremezler.
  • Kent ormancılığı ve fidanlık çalışmaları ise, orman mühendisliğinin çok hoş bir kanadıdır. Kızların ve kentte yaşayanların tercihi bu yönde olabilir.

Herkes üniversite okurken gelecek için bazı hayaller kurar. Bu dönemde sizin hayaliniz neydi? Ve hala bu hayaliniz devam ediyor mu?

Bu soru, çok geç kalmış bir içerikte…
Hayallerimi biraz geriden takip ettim.
Daha erken davranmalıydım. Kararlarımda geciktiğimi düşünürüm.
Fakülteyi bitirmeden işletme şefi olmayı düşündüm ve peşi sıra evlenmeyi.
Fakülteyi bitirirken ise, mesleğe ilgim giderek arttı ve yoğunlaştı. Fakültenin dört yılını pek umursamaz iken, tercih ettiğim programı birincilikle kazandım.
Bugüne dönük hayalim ise en üst düzeyde bu mesleğe hizmet etmek.

İstanbul Üniversitesinde okudunuz. Peki İstanbul şehri sizce üniversite öğrencileri için uygun bir şehir mi?

İstanbul, İstanbul! Başka şehir tanımam!

Zamanı geçmişe alma imkanınız olsa tekrardan bu bölümü okur muydunuz?

Zor soru! Hem Evet, hem Hayır.
Hayır! Zaten fıtraten de orman mühendisiyim. Gerek duymazdım.
Evet! Bu meslekte çok daha kalıcı hizmet verebilirdim.

Bu mesleği seçecek kişiler için tavsiyeleriniz nelerdir ?

  • Araştırıcı kişiliğe sahip olmalarını ve paranın gücüne teslim olmamalarını,
  • Dürüst olmayı, mühendis olmaktan öne almalarını öneririm.
  • Uzun yaşamayı isteyenlere de bu mesleği öneririm.

Mesleğinize dair bir anınızı paylaşır mısınız?

– 1984’de yevmiyeli mühendis olarak iki aylık bir süre için Denizli Orman Bölge Müdürlüğünde çalıştım. İlk gün genç dikim sahalarının bakımı için kamyona dolan büyük çoğunluğu kadın ve genç kızlardan oluşan bir kamyonun şoför mahalline oturdum. Yolda iken, arkadan bir-iki erkek aralarında konuşuyordu. Öndeki kim? dedi birisi.
– Her zaman kendilerine iş veren Orman İşletme Şefinin emrinde el-pençe durup çalışan kişi, “O, yeni Şef Eniği!” demişti. Benim için ilginçti.

Mesleğinize gereken değerin verildiğini düşünüyor musunuz?

Bugün için “Hayır!” Siyasette etkin bir görev alamıyorsa (!), orman mühendislerinin ve hizmetlerini takdir gördüğünü sanmıyorum.
Buna karşılık; 1980’li yılların sonuna kadar orman mühendisliği son derece değerli, cazip, kırsal kökenli gençlerin çok fazla rağbet ettiği ve mesleki doyum yaşadığı bir meslek idi. “Oğlum bu kadar okuyup “kaymakam” olacağına, “ormancı olsaydın!” mukayesesi hala kullanılır. “Ormancı”dan kasdı da orman mühendisi değil, orman mühendisinin emrinde çalışan orman muhafaza memurudur.

Mesleğinizin en sevdiğiniz tarafı nedir?

Kentlerin ağır yaşama koşullarından uzak, sakin ve dinlendirici bir ortamda (tabiatta) çalışmak.
Mesleki bağımsızlık ve çok sayıda çalışanın hizmet verdiği bir işletmede devlet adına karar verici olmak.

Mesleğinizin gerektirdiği fiziksel özellikler nelerdir?

Erken kalkmak, her saat teyakkuzda olmak, inanılmaz sabırlı olmak, kalıcı rahatsızlığı olmamak, yoldan ve yolculuktan korkmamak, vb…

Mesleğinizin gerektirdiği yetenek ve beceriler nelerdir?

Halkla ilişkiler konusunda yetenekli olmak, sabırlı olmak, dikkatli olmak, bol okumak, her tür yaşam şekline (toprağın bereketine, yaban hayatına, otsu ve odunsu türler dahil bitki yaşamına) saygı duymak ve koruyucu anlayışa sahip olmak,.. vb…

Bu meslek için hangi ilgilerin bulunması gerekir?

Doğal hayatı ve ekosistemleri sevmek esastır. Çevre duyarlılığı vazgeçilmezdir.
Dürüstlüğü ilke olarak hayatına yansıtamayanların çok sık usulsüzlük yapması muhtemeldir.
Kentin sıkıcı, boğucu, iç karartıcı gündemi yerine kırsalın ve bizler gibi canlı doğal orman ekosistemlerinin yaşam döngüsünü bilmek, taleplerini karşılamak, aynı zamanda toplumun değişen ihtiyaçlarını bu ekosistemlerden elde etmek, işletmeci bakışa sahip olmak, vb. özelliklere sahip olmak ideal olur.

Son olarak söylemek istediğiniz bir şeyler var mı?

Soru demetinde yok ama, mesleğimi içtenlikle tanımladığım ve orman mühendislerinin dikkatini çeken bölüm alttadır. Bu tanımla da bilinirim.

Orman Mühendisi Kimdir?

  • Gözlem ve algılama yeteneği son derece gelişmiş,
  • Duyuları olan «Seyyar Meteoroloji İstasyonu»,
  • Araştırma merakıyla yatıp kalkan, her bakışında ıslahçı,
  • Bilgi ve gözlemlerini doğru yorumlama ve eyleme aktarma yetisiyle, parmak ısırtan,
  • Halkla ilişkiler uzmanlığında rakipsiz,
  • Misafirini ağırlamakta inanılmaz becerikli,
  • Ayakları yere daima sağlam basan,
  • Sabırlı, sinirleri alınmış,
  • Günün 24 saatini, avucunda zar gibi taşıyan,
  • Daima, 1. Sınıf Kalitede O2-Işık-Su ve Besin Maddesi kullanan ve kullandıran,
  • Askerlik sonrası askerliğine kesintisiz devam eden,
  • En içten ve asil sevgiyi -hazzı eşiyle- çocuklarıyla değil,

meşcerede göğeren ve serpilen binlerce fidanı seyre daldığında doyasıya yaşayan, duyan ve hisseden Efsane Baba/Efsane Ana !

Aslında, tam bir Doğa Hekimi altyapısına ve unvanına sahip,

  •  «Becerikli»,
  •  “Nev’i Şahsına Münhasır”
  •  Tek Meslek Mensubu…

“SAİD DAĞDAŞ&rdquo hakkında 0 yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer yazılar

Dahili Tıp Bilimleri Bölümü

Halit ÇAM

Merhaba! Bize biraz kendinizden bahsedebilir misiniz? Merhaba! Ben, Halit ÇAM. 8.09.1950 yılında Beyoğlu /Kasımpaşa’da doğdum ve Kasımpaşa’ lı olmakla da övünürüm. Kasımpaşa yaşayan insanların dayanışma ve yardımlaşma anlayışı içinde pekişmiş olduğu bir semttir. Tersane çalışanlarının, Daha fazlasını oku…

İngilizce Öğretmenliği

Mustafa Mücahit YÜREKLİ

Merhaba! Bize birkaç cümle ile kendinizden bahsedebilir misiniz? Merhabalar ismim Mustafa Mücahit Yürekli. İstanbul üniversitesi Mütercim Tercümanlık İngilizce okudum. Daha sonra pedagojik formasyon eğitimi aldım. Öğretmen oldum. Şuan İsmek’te İngilizce usta eğiticisi olarak çalışıyorum. Bu Daha fazlasını oku…

Hemşire

GÜLSEREN PEHLİVAN

Merhaba ! Bize biraz kendinizden bahsedebilir misiniz? Ben Gülseren Pehlivan. Evli ve 2 çocuk annesiyim . Çocuklarımdan biri üniversite öğrencisi, diğeri ilköğretimde okuyor. 1995 yılında İstanbul Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu’ndan mezun oldum. 22 yıldır Daha fazlasını oku…